Ana içeriğe atla

Zor Zamanların Hüznü


I
Dökülürken zamana
elden düşme, bildik acılar,
nerede yüreğimdeki sevgili?
İhanetleri tohumlarken
zor zamanların hüznü,
saklı sevdamın hasretinde
elvedalar büyütüp
kendimle bölüşeceğim
içimdeki yalnızlıkları…
II
İki dudak iziydik aynı kadehte
ki mutluluk bize el sallardı
esrikliğinde gecenin…
Sevinin gül bahçesinde
zulmüne meydan okurduk
ihanetlerin…
Neredesin, 
ey sevgili neredesin şimdi?
Dünden ne kaldı bugüne
ayrılıkların ertesinde?
Lal olmuş dilim suskun,
isyan sessizliğinde…
Geceler yol alsa da
en çekilmez kahırlara,
nasıl olsa uyanacağım elbet
çiçekli sabahlara…

III
Lanet olsun demiyorum asla aşka…
İçimdeki fırtına dinecek,
dinecek bir gün biliyorum,
elveda tüm hüzünlere…
Nerede varsa boynu bükük
ilk gençlik sevdaları
zamanın ümidine bırakıyorum…
Senden bana kalmış olsa da
elveda tüm kırılganlıklara,
karşılıklı suskunlukları
işliyorum düş büyüten aynalara…



 Ali Gençli

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

...

                                   * * *                     Gelmedi hiç /                     /benim olacağın yarınlar                     gelmedi./                    /Öyle diyordu şarkılar./                    /Sonlanmadı sabahsız geceler./                    Yıldızlar sönmedi bir bir./           ...

ÖMRÜMÜN BAHARI

kent geceyi soluyor tüm yıldızlar soldu bir bir… ben bir gül’ün peşindeyim nicedir. ümidin tükenmeyen son nefesi lal olmuş dilimin ucunda bir çığlık… fener alayları çocukluğumun ertelenmiş mutluluk düşlerinden geçer.. siyah beyaz fotoğraflarda kalmış içten gülüşler. beklemiyor değildim göz ucuyla geldi sevi’nin müjdesi, saklı sevdanın dayanılmaz hafifliğinde… içimde, hep eksik kalmış bir şeyleri tamam etme, ve ne varsa her şeyi paylaşma tutkusu bir elmayı birlikte dişler gibi ve eksildikçe çoğalmak sevginin çağlayanlarında… bahar-ı ömrümsün gül’üm, -son-suz ve imkansız bir sevi’nin sahrasında yaşadığım… kanadı kırık bir ebabilin yeniden uçmayı öğrendiği gibi ben hep sana geldim gül’üm, kırık-dökük ümitlerimle ve dünden kalan korkularım ayrılık saatlerinde sensizliğin acısını taşıdım damarlarımda, güneşi gören kardelenin boyun büküşü gibi… ne denli uzun olsa da sensizlikler ümidimi yitirmedim, seni düşledim Gül’üm, kozasını ören kelebeğin ölümü bekledi...