Ana içeriğe atla

ADIYİTİK

İstekli mi geldim sanıyorsun
ben bu dünyaya
bakıp da
bu kendimle barışık yaşantıma

Terin tuzu karışırken
sevdalı bakışlarıma
yalnızlıklar kuşatırdı gün doğumlarımı

Alacaklıydım
Alacaklıydım bu dünyadan
alacaklıydım yaşamadıklarımı
yitik sevdalarımı
alacaklıydım

Yenilgiler
kuşatırken örselenmiş bedenimi
kimse  kimse tutmadı
uzanan ellerimi

Hüzün kıyılarında
el sallarken çocukluğum
kıyısız kentlerin yağmurlarında
ıslanırdım yalınayak
Aydınlatırdı çocuk odamı
göğe çizdiğim yıldızlar
gidince umut yüklü trenler
boşalırdı
resimlerimde demirden raylar

Hangi ayak izinde kaldı çocukluğum

Gelecek düşlerim
hangi yolun kıyısında bekliyor
gecenin son otobüsünü

Erişilmesi güç özlemleri
hangi ebabil kuşu yükledi kanadına
Benim mi bu çığlık yıldızlara erişir

Yarının kavgası yitirir gücünü
düşen her takvim yaprağıyla
Kaç yıldız çarpar acılarıma
şaşırıp da yolunu
Bölünür acılarım gece düşlerinde
bir yağmur damlası süzülür
soğuktur yanağımdan





Gecenin penceresi yutarken güneşi
                                                            güneş batardı
karşıdaki konakların
pencerelerinde
Yiter giderdim ben
karşılıksız sevilerde
kızıla çalan hüzün karası düşlerle

Uydurma ayaküstü  konuşmalar yaratırdık
görürüm umuduyla
sokağınızın başında
akşam üstleri okul dönüşleri
Açıp da bakardın bize
cumbalı evinizin tül perdesini
gülerdin
gözlerin doğardı geceye

Gençtik
okul yıllarıydı
Gülüşlerimiz okşardı birbirini
koşarken
hüzün bitimlerinde yürek atışlarımız
Kavuşmanın yüzyıllık sevinci
Bitirirken göz ucuyla özlemleri
parmak uçlarımız  değerdi birbirine
ardımızda hüzünleri bırakarak

Iskalardı acılar bu kez
sevinçlerin sarmaladığı bedenlerimizi

Yıllar geçti  kavuşacaktık
Olmadı...

Ali  Gençli 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

...

                                   * * *                     Gelmedi hiç /                     /benim olacağın yarınlar                     gelmedi./                    /Öyle diyordu şarkılar./                    /Sonlanmadı sabahsız geceler./                    Yıldızlar sönmedi bir bir./           ...

ÖMRÜMÜN BAHARI

kent geceyi soluyor tüm yıldızlar soldu bir bir… ben bir gül’ün peşindeyim nicedir. ümidin tükenmeyen son nefesi lal olmuş dilimin ucunda bir çığlık… fener alayları çocukluğumun ertelenmiş mutluluk düşlerinden geçer.. siyah beyaz fotoğraflarda kalmış içten gülüşler. beklemiyor değildim göz ucuyla geldi sevi’nin müjdesi, saklı sevdanın dayanılmaz hafifliğinde… içimde, hep eksik kalmış bir şeyleri tamam etme, ve ne varsa her şeyi paylaşma tutkusu bir elmayı birlikte dişler gibi ve eksildikçe çoğalmak sevginin çağlayanlarında… bahar-ı ömrümsün gül’üm, -son-suz ve imkansız bir sevi’nin sahrasında yaşadığım… kanadı kırık bir ebabilin yeniden uçmayı öğrendiği gibi ben hep sana geldim gül’üm, kırık-dökük ümitlerimle ve dünden kalan korkularım ayrılık saatlerinde sensizliğin acısını taşıdım damarlarımda, güneşi gören kardelenin boyun büküşü gibi… ne denli uzun olsa da sensizlikler ümidimi yitirmedim, seni düşledim Gül’üm, kozasını ören kelebeğin ölümü bekledi...

Zor Zamanların Hüznü

I Dökülürken zamana elden düşme, bildik acılar, nerede yüreğimdeki sevgili? İhanetleri tohumlarken zor zamanların hüznü, saklı sevdamın hasretinde elvedalar büyütüp kendimle bölüşeceğim içimdeki yalnızlıkları… II İki dudak iziydik aynı kadehte ki mutluluk bize el sallardı esrikliğinde gecenin… Sevinin gül bahçesinde zulmüne meydan okurduk ihanetlerin… Neredesin,   ey sevgili neredesin şimdi? Dünden ne kaldı bugüne ayrılıkların ertesinde? Lal olmuş dilim suskun, isyan sessizliğinde… Geceler yol alsa da en çekilmez kahırlara, nasıl olsa uyanacağım elbet çiçekli sabahlara… III Lanet olsun demiyorum asla aşka… İçimdeki fırtına dinecek, dinecek bir gün biliyorum, elveda tüm hüzünlere… Nerede varsa boynu bükük ilk gençlik sevdaları zamanın ümidine bırakıyorum… Senden bana kalmış olsa da elveda tüm kırılganlıklara, karşılıklı suskunlukları işliyorum düş büyüten aynalara…  Ali Gençli