Ana içeriğe atla

YAZ GELDİ

Çayır çimen yemyeşil,
Dere akar şırıl şırıl.
Arı bal yapar harıl harıl.
Yöremize yaz geldi.

Neşe geldi kırlara,
Yemiş doldu ağaçlara.
Kuşlara bak kuşlara.
Yöremize yaz geldi.

Güneş, deniz ne güzel.
Herkes denizde yüzer.
Çocuklar el ele gezer.
Yöremize yaz geldi.

Ali Gençli





TATİL GELİYOR

Ne çabuk geçti
Güzel okul günleri.
Dağarcığımıza doldurduk,
En yararlı bilgileri.

Yine döndü geriye
Güzün giden kuşlar.
Tatil geliyor artık
Kapanacak okullar.

Yaz geldi bak
Kıra, denize gideceğiz.
Okulu yuvamız gibi,
Biz çok özleyeceğiz.

Ali Gençli



YAZ  TATİLİ

Geldi geçti öğretim yılı.
Dağarcığımız bilgi dolu.
Yaşadık hem kışı, hem baharı.
İşte geldi yaz tatili.

Kavuştuk yine tatile.
Koşacağız güneşe, denize.
Dinleneceğiz, oynaya güle.
İşte geldi  yaz tatili.

Dinlendirir tatil bizi.
Güçlendirir bünyemizi.
Arttıracağız bilgimizi.
İşte geldi yaz tatili.

Ali Gençli






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

...

                                   * * *                     Gelmedi hiç /                     /benim olacağın yarınlar                     gelmedi./                    /Öyle diyordu şarkılar./                    /Sonlanmadı sabahsız geceler./                    Yıldızlar sönmedi bir bir./           ...

ÖMRÜMÜN BAHARI

kent geceyi soluyor tüm yıldızlar soldu bir bir… ben bir gül’ün peşindeyim nicedir. ümidin tükenmeyen son nefesi lal olmuş dilimin ucunda bir çığlık… fener alayları çocukluğumun ertelenmiş mutluluk düşlerinden geçer.. siyah beyaz fotoğraflarda kalmış içten gülüşler. beklemiyor değildim göz ucuyla geldi sevi’nin müjdesi, saklı sevdanın dayanılmaz hafifliğinde… içimde, hep eksik kalmış bir şeyleri tamam etme, ve ne varsa her şeyi paylaşma tutkusu bir elmayı birlikte dişler gibi ve eksildikçe çoğalmak sevginin çağlayanlarında… bahar-ı ömrümsün gül’üm, -son-suz ve imkansız bir sevi’nin sahrasında yaşadığım… kanadı kırık bir ebabilin yeniden uçmayı öğrendiği gibi ben hep sana geldim gül’üm, kırık-dökük ümitlerimle ve dünden kalan korkularım ayrılık saatlerinde sensizliğin acısını taşıdım damarlarımda, güneşi gören kardelenin boyun büküşü gibi… ne denli uzun olsa da sensizlikler ümidimi yitirmedim, seni düşledim Gül’üm, kozasını ören kelebeğin ölümü bekledi...

Zor Zamanların Hüznü

I Dökülürken zamana elden düşme, bildik acılar, nerede yüreğimdeki sevgili? İhanetleri tohumlarken zor zamanların hüznü, saklı sevdamın hasretinde elvedalar büyütüp kendimle bölüşeceğim içimdeki yalnızlıkları… II İki dudak iziydik aynı kadehte ki mutluluk bize el sallardı esrikliğinde gecenin… Sevinin gül bahçesinde zulmüne meydan okurduk ihanetlerin… Neredesin,   ey sevgili neredesin şimdi? Dünden ne kaldı bugüne ayrılıkların ertesinde? Lal olmuş dilim suskun, isyan sessizliğinde… Geceler yol alsa da en çekilmez kahırlara, nasıl olsa uyanacağım elbet çiçekli sabahlara… III Lanet olsun demiyorum asla aşka… İçimdeki fırtına dinecek, dinecek bir gün biliyorum, elveda tüm hüzünlere… Nerede varsa boynu bükük ilk gençlik sevdaları zamanın ümidine bırakıyorum… Senden bana kalmış olsa da elveda tüm kırılganlıklara, karşılıklı suskunlukları işliyorum düş büyüten aynalara…  Ali Gençli