Ana içeriğe atla

ONSEKİZEYLÜLİKİBİN7

Seni bekliyordum, seni istiyordum, seni seviyordum, ama sen yoktun. ...
Gece bitiyordu,aşk yitiyordu,hasret tütüyordu, ama sen yoktun.
***

Sevdanın
bakış uçları
yitip gidiyorsa
sevgilinin
gözbebeklerinde,
ve
karşılığını bulamıyorsa candan sevişler,
bize de
çekip gitmek düşer
düş bahçelerinden…

inatla
olmazlar
uçuk ediyorsa dudakları,
neye yarar
“seviyorum! seviyorum!”
demeler?

örselenmişse yürek atışları,
hep
boynu bükükse
çaresiz sevdanın
niye zor olsun bu çekip gitmeler?

uymaz aşkın kuralına
yürek atışındaki sükunet.
her sevgi sözcüğü duvara çarpıyorsa,
yeniden yeniden
yazık!
yüreğin mümkünsüzse sevgiye dönüşü
haydi acılara dön,
yitik seviler mecburi istikamet.

Yine
en koyu hüzünler
şımarık gülüşlere
inatla itiliyorsa
mümkün mü artık
korkmadan sevmek?
acılara tutsak olmuşsa
resimlerde gülümsemelere hasret,
aramak beyhude
geçip giden o güzel,
ümit dolu günleri…
leyla mecnununu
lanetli sevdalarda yitirmişse,
eh bize de çekip gitmek düşer!
ALİ GENÇLİ

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

...

                                   * * *                     Gelmedi hiç /                     /benim olacağın yarınlar                     gelmedi./                    /Öyle diyordu şarkılar./                    /Sonlanmadı sabahsız geceler./                    Yıldızlar sönmedi bir bir./           ...

ÖMRÜMÜN BAHARI

kent geceyi soluyor tüm yıldızlar soldu bir bir… ben bir gül’ün peşindeyim nicedir. ümidin tükenmeyen son nefesi lal olmuş dilimin ucunda bir çığlık… fener alayları çocukluğumun ertelenmiş mutluluk düşlerinden geçer.. siyah beyaz fotoğraflarda kalmış içten gülüşler. beklemiyor değildim göz ucuyla geldi sevi’nin müjdesi, saklı sevdanın dayanılmaz hafifliğinde… içimde, hep eksik kalmış bir şeyleri tamam etme, ve ne varsa her şeyi paylaşma tutkusu bir elmayı birlikte dişler gibi ve eksildikçe çoğalmak sevginin çağlayanlarında… bahar-ı ömrümsün gül’üm, -son-suz ve imkansız bir sevi’nin sahrasında yaşadığım… kanadı kırık bir ebabilin yeniden uçmayı öğrendiği gibi ben hep sana geldim gül’üm, kırık-dökük ümitlerimle ve dünden kalan korkularım ayrılık saatlerinde sensizliğin acısını taşıdım damarlarımda, güneşi gören kardelenin boyun büküşü gibi… ne denli uzun olsa da sensizlikler ümidimi yitirmedim, seni düşledim Gül’üm, kozasını ören kelebeğin ölümü bekledi...

Zor Zamanların Hüznü

I Dökülürken zamana elden düşme, bildik acılar, nerede yüreğimdeki sevgili? İhanetleri tohumlarken zor zamanların hüznü, saklı sevdamın hasretinde elvedalar büyütüp kendimle bölüşeceğim içimdeki yalnızlıkları… II İki dudak iziydik aynı kadehte ki mutluluk bize el sallardı esrikliğinde gecenin… Sevinin gül bahçesinde zulmüne meydan okurduk ihanetlerin… Neredesin,   ey sevgili neredesin şimdi? Dünden ne kaldı bugüne ayrılıkların ertesinde? Lal olmuş dilim suskun, isyan sessizliğinde… Geceler yol alsa da en çekilmez kahırlara, nasıl olsa uyanacağım elbet çiçekli sabahlara… III Lanet olsun demiyorum asla aşka… İçimdeki fırtına dinecek, dinecek bir gün biliyorum, elveda tüm hüzünlere… Nerede varsa boynu bükük ilk gençlik sevdaları zamanın ümidine bırakıyorum… Senden bana kalmış olsa da elveda tüm kırılganlıklara, karşılıklı suskunlukları işliyorum düş büyüten aynalara…  Ali Gençli